Uzmanlardan Çarpıcı Değerlendirme: Sorun Matematikte Değil, Eğitim Sisteminde
Tayland’da eğitim sistemi ve matematik öğretimi üzerine yürütülen tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Thammasat Üniversitesi’nden eğitim uzmanları dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Uzman akademisyene göre öğrencilerin matematikte zorlanmasının temel nedeni derslerin içeriğinin karmaşık olması değil, mevcut eğitim sisteminin öğrencilerin öğrenme hızını ve bireysel ihtiyaçlarını göz ardı etmesi.
Matematik Zor Değil, Öğrenme Süreci Sorunlu
Son dönemde Tayland Eğitim Bakanlığı yetkilileri tarafından matematik ve fen bilimleri müfredatının öğrenciler için fazla ağır olup olmadığı yönündeki tartışmalar sürerken, Uzmanlar farklı bir açıdan yaklaşıyor.
Akademisyene göre “matematik zor” söylemi sorunun tamamını açıklamıyor. Asıl problem, öğrencilerin belirlenen takvime göre ilerlemeye zorlanması ve konuları gerçekten anlamadan yeni konulara geçmek zorunda bırakılması.
Uzmanlar, mevcut eğitim sistemini “fabrika modeli” olarak tanımlıyor. Bu modelde tüm öğrenciler aynı sürede aynı konuları öğrenmek zorunda kalıyor. Öğrencinin konuyu anlayıp anlamadığı ise ikinci planda kalıyor.
“Bir öğrenci matematik dersinin ilk saatinde konuyu anlamasa bile ikinci saatte yeni bir konuya geçmek zorunda kalıyor. Böylece eksikler zamanla büyüyor ve öğrenme süreci daha da zorlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Farklı Bir Yöne Gidiyor
Gelişmiş eğitim sistemlerinde ise “yetkinlik temelli eğitim” modeli uygulanıyor. Bu modelde öğrenciler belirli bir süreye bağlı kalmadan konuyu tam olarak öğrendiklerinde bir sonraki aşamaya geçiyor.
Eğitim uzmanları, özellikle Finlandiya ve Singapur gibi ülkelerde uygulanan bu sistemlerin öğrencilerin matematik ve fen bilimlerinde daha başarılı olmasını sağladığını belirtiyor.
Tayland Müfredatı Yıllardır Dengeli Bir Yapı Kuramıyor
Uzmanlar, Tayland eğitim sisteminin geçmişte uygulanan müfredatları da değerlendirdi.
2001 yılında uygulamaya konulan müfredatın okullara daha fazla özgürlük verdiğini ancak öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin bu özgürlüğe hazır olmadığını belirten akademisyen, 2008 yılında ise tam tersine oldukça katı ve ayrıntılı bir sistemin benimsendiğini söyledi.
Bu durumun öğrencilerin doğal öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini belirten Uzmanlar, bazı öğrencilerin belirli konuları daha erken kavrayabildiğini, bazılarının ise daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Matematik Herkes İçin Aynı Amaçla Öğretilmiyor
Uzman akademisyen, Tayland Bilim ve Teknoloji Eğitimi Enstitüsü’nün (IPST) kuruluş amacına da dikkat çekti.
Soğuk Savaş döneminde birçok ülkenin bilim insanı yetiştirme hedefi doğrultusunda ileri düzey matematik ve fen eğitimi programları geliştirdiğini hatırlatan uzmanlar, günümüzde ise aynı müfredatın tüm öğrencilere uygulanmasının sorun yarattığını söyledi.
“Her öğrenci bilim insanı veya mühendis olmak istemiyor. Ancak mevcut sistem herkesi bu hedef doğrultusunda yetiştirmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.
İlkokulda Matematik Seviliyor, Lisede Korkuya Dönüşüyor
Uzmanlar’a göre öğrencilerin büyük bölümü ilkokul yıllarında matematiği seviyor. Çünkü bu dönemde öğretilen konular günlük yaşamla doğrudan ilişkilendirilebiliyor.
Ancak ortaokul ve lise seviyesinde matematik daha soyut hale geliyor. Cebir, fonksiyonlar ve ileri düzey matematiksel kavramlar devreye giriyor.
Sorun ise öğrencilerin önceki yıllarda ezbere dayalı bir öğrenme sistemi içinde yetişmiş olması.
“İlk altı yıl boyunca öğrencilerden genellikle işlemleri ezberlemeleri bekleniyor. Daha sonra bir anda soyut düşünmeleri ve matematiği anlamaları isteniyor. Bu geçiş birçok öğrenci için oldukça zor oluyor.”
PISA Sonuçları Ne Anlatıyor?
Tayland’ın uluslararası PISA sınavlarında uzun süredir düşük performans göstermesi de bu tartışmanın önemli bir parçası.
Uzmanlar’a göre PISA sınavları öğrencilerin yalnızca matematik bilgilerini değil, matematiği günlük yaşam problemlerine uygulama becerilerini ölçüyor.
Bu nedenle düşük sonuçların nedeni müfredat eksikliği değil, öğrencilerin öğrendikleri bilgileri gerçek hayatta kullanabilecek şekilde eğitilememesi.
“Öğrenciler formülleri biliyor olabilir ancak bu bilgileri günlük yaşamda nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar.”
Çözüm: Matematik İki Farklı Yola Ayrılmalı
Akademisyenin en dikkat çekici önerilerinden biri ise matematik eğitiminin iki farklı kategoriye ayrılması oldu.
Buna göre;
Birinci grup, tüm öğrenciler için gerekli olan temel matematik eğitimi olacak. Bu bölümde finansal okuryazarlık, istatistik, veri analizi ve günlük yaşamda kullanılan matematik becerileri ön plana çıkacak.
İkinci grup ise bilim, mühendislik ve teknoloji alanlarında kariyer hedefleyen öğrenciler için hazırlanacak ileri düzey matematik programı olacak.
Uzmanlar, Singapur’un bu sistemi uygulamaya başladığını ve öğrencilerin erken yaşlardan itibaren kendi ilgi alanlarına göre eğitim alabildiğini belirtti.
Öğretmenler de Sistemden Şikayetçi
Eğitim reformunun yalnızca müfredat değişikliğiyle başarılamayacağını vurgulayan uzman akademisyen, öğretmenlerin üzerindeki bürokratik yükün azaltılması gerektiğini söyledi.
Bugün birçok öğretmenin zamanının önemli bölümünü evrak işleri, raporlar ve idari görevler nedeniyle sınıf dışında harcadığını belirten Uzmanlar, bunun eğitim kalitesini doğrudan etkilediğini ifade etti.
Gelişmiş eğitim sistemlerinde öğretmenlerin haftalık çalışma saatlerinin önemli bir kısmının ders hazırlığı, öğrenci değerlendirmesi ve bireysel geri bildirim süreçlerine ayrıldığını hatırlatan uzman, Tayland’da da benzer bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini savundu.
Eğitimde Yeni Reform Tartışmaları Başlıyor
Uzmanların değerlendirmeleri, Tayland’da eğitim reformu tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.
Birçok eğitimci, öğrencilerin matematikten uzaklaşmasının temel nedeninin derslerin zorluğu değil, öğrenme süreçlerinin öğrencilerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilememesi olduğunu düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde eğitim politikalarında yapılacak olası değişikliklerin, özellikle matematik ve fen bilimleri öğretiminde daha esnek ve öğrenci merkezli bir modele geçişi hızlandırabileceği değerlendiriliyor.

